Günlerdir yazı yazmak istiyorum. Ama başlığa bir türlü karar veremedim. Aklımda bir iki konu vardı ama hangisine önce başlayacağımı da bilemedim. Ben zaten kararsızlığın vücut bulmuş haliydim. Her şeyi başkasına sorardım. Nişan kıyafetimi bile yeterince kişi onaylayınca alabilmiştim. Oysa gördüğüm ilk anda çok sevmiştim. Çünkü ben ne istediğini söyleyemeyen biriyim. Ya söylersem de yapılmazsa ve kalbim çok kırılırsa. Ya söylersem ama yapılamıyorsa ve karşımdakine yük olursam. Ya söylersem ve yapılırsa ama ben söylediğim için mutsuz olursam. Senaryolar uzar gider.
Sonsuz değildir elbet. Ama güvensizlik oturmuş bir kere hayatının tam ortasına. Ben önce insanlara güvenirim zamanla güvenim yıkılır derim. Oysa ben insanlara sadece güvenmek isterim. Ve güvende hissetmek için nerdeyse her şeyi yapabilirim. Fakat yine de güvende hissedemem asla.
Sanki bu zamana ait değilmişim gibi hissederim çocukluğumdan beri. Bu bir rüyaymış, bu aslında sadece zihnimde yaşadığım bir evreymiş.. Değil. Her sabah uyanır ve aynı gerçeklikle yüzleşirdim. Her gece sabah kalktığımda başka bir dünyaya uyanmayı diledim bir ara. Büyümem belki bu acı gerçeği kabulümle başladı.
Dünyaya geldik bir kere. Yaşayacağız elbet. Ama nasıl bir yaşam? Daha iyisi, güzeli, huzurlu ve güvenli hissedeni için çabalamıyor muyuz? El-hak doğru. Ancak bazen başladığımız noktaya döndük hissi gelir. Bazen sonraki adımı atmak için içimizde zerre miskal istek bulamayız. Sadece yaşarız. Yani nefes alır verir, boş gözlerle insanlara bakarız.
Elbet biter bu hal. Her hal geçicidir değil mi?
Yine de yalnızlık hep kalır gibi. Ve güvensizlik. Yuva bizmişiz. İçimizdeymiş bizi iyileştirecek kaynaklar. Neredesin hey? Çıksana artık. Bu saklambaç çok uzun sürmedi mi sence de. Tamam sen kazandın. Gel ve bitirelim bu oyunu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder