9 Kasım 2025 Pazar

değersizlik

 "İnsan doğası gereği bilmek ister" diyen Aristoteles'e mülhem insan en önce doğası gereği değerli hissetmek/sevilmek ister demek istiyorum. Sevgi her şey olmasa da çok şeydir. Bir bebek anne karnındaki serüveninden itibaren duyulmak, görülmek, kabul edilmek istemiyor mu? Annesinin sevgisi, babasının sevgisi, çevresinin sevgisi.. 


İhtiyaçlar hiyerarşisine de itirazım olacak Maslow kusura bakmazsın umarım. Fizyolojik ihtiyaçlarının karşılandığı bir evde güvenliği ve sevgiyi tadamayan bir çocuk değerli olduğuna inanabilir, kendini sevilmeye layık bulabilir, kendi potansiyelini gerçekleştirebilir mi sahiden?


Benim yanıtım hayır değilse bile çok zor olduğudur. 


İnsan doğar büyür ama anlamı nasıl bulacak? Din, felsefe, psikoloji egosu yaralı bir aslanı iyileştirebilir mi? İç sesi sürekli yetersiz, değersiz birisi olduğunu fısıldarken hangi iltifatı kabul edebilir gerçek manada. Her başarı aslında tesadüf eseri olmuştur. Kendisine atfedilen hiçbir olumlu niteliği kendinden görmemiştir. Aslında onu tanısalar hiç de söyledikleri gibi biri olmadığını göreceklerdir. 


Sevilmek için fedakarlık yapmak zorundadır. Her şey aslında çok zordur dolayısıyla kolay ve koşulsuz bir sevgi görmüşse dışarıdan burada mutlaka bir yanlışlık olmalıdır. 
Tanıdığı duygu sevgisizlik ve acıdır. Ancak sevilmediği ve acı çektiği bir yerde gerçek olduğunu düşünür. Karşısında onu sevmeyen kişi de ona ayna olmuş ve iyilik etmiştir. Çünkü zaten biliyordu sevilmeyecek bir varlık olduğunu. Yine bildiği yerden gelmişti. Burası onun konfor alanıydı. Konfor kelimesiyle tezat bir ortam olsa dahi. 


Değerli değilsin, kendi kendine bir değer üretemezsin, değerli olan hiçbir şeyi sahiden benimsemiş ve hayatına nakşedememişsin. Aslında ikiyüzlüsün. Maskelerin seni gizliyor. Altında çok çirkin ve kirli bir ruh var. Onu görmelerinden ölesiye korkuyorsun. Bodrumda sakladın. Fakat evine gelen meraklı bir misafir çocuğu inmek isteyebilir. Bunun için iyice kilitlemelisin. Kendinden ve yaptığın şeyden nefret etsen de bunu gösteremezsin yoksa bir ömür peşinde koştuğun sosyal onay kuş olur uçar. 


Dışarıdaki senle insanları kandırmaya devam et kendinden iğrenme pahasına. Yapamayacaksın yoksa. Bağımlısın herkese ve her şeye. Gerçekle yüzleşemeyecek kadar da korkak. Cesurum ve güçlüyüm naraları atarsın içini kemiren iğrenç bir insan olduğun bilgisini görmezden gelebilmek için. 
Tek bir söz, tek bir mimik yeter yeniden yaralanmak için. Yüzlerce iyiliği kabullenemezsin de tek eleştiriye nasıl içinde kocaman yerler açarsın. E biliyorsun zaten aslolan bu. Hoş geldin. Buyur geç. Burası zaten senin ana yurdun. 

6 Kasım 2025 Perşembe

güvensizlik

Günlerdir yazı yazmak istiyorum. Ama başlığa bir türlü karar veremedim. Aklımda bir iki konu vardı ama hangisine önce başlayacağımı da bilemedim. Ben zaten kararsızlığın vücut bulmuş haliydim. Her şeyi başkasına sorardım. Nişan kıyafetimi bile yeterince kişi onaylayınca alabilmiştim. Oysa gördüğüm ilk anda çok sevmiştim. Çünkü ben ne istediğini söyleyemeyen biriyim. Ya söylersem de yapılmazsa ve kalbim çok kırılırsa. Ya söylersem ama yapılamıyorsa ve karşımdakine yük olursam. Ya söylersem ve yapılırsa ama ben söylediğim için mutsuz olursam. Senaryolar uzar gider. 

Sonsuz değildir elbet. Ama güvensizlik oturmuş bir kere hayatının tam ortasına. Ben önce insanlara güvenirim zamanla güvenim yıkılır derim. Oysa ben insanlara sadece güvenmek isterim. Ve güvende hissetmek için nerdeyse her şeyi yapabilirim. Fakat yine de güvende hissedemem asla.

Sanki bu zamana ait değilmişim gibi hissederim çocukluğumdan beri. Bu bir rüyaymış, bu aslında sadece zihnimde yaşadığım bir evreymiş.. Değil. Her sabah uyanır ve aynı gerçeklikle yüzleşirdim. Her gece sabah kalktığımda başka bir dünyaya uyanmayı diledim bir ara. Büyümem belki bu acı gerçeği kabulümle başladı. 

    

Dünyaya geldik bir kere. Yaşayacağız elbet. Ama nasıl bir yaşam? Daha iyisi, güzeli, huzurlu ve güvenli hissedeni için çabalamıyor muyuz? El-hak doğru. Ancak bazen başladığımız noktaya döndük hissi gelir. Bazen sonraki adımı atmak için içimizde zerre miskal istek bulamayız. Sadece yaşarız. Yani nefes alır verir, boş gözlerle insanlara bakarız.


Elbet biter bu hal. Her hal geçicidir değil mi? 

Yine de yalnızlık hep kalır gibi. Ve güvensizlik. Yuva bizmişiz. İçimizdeymiş bizi iyileştirecek kaynaklar. Neredesin hey? Çıksana artık. Bu saklambaç çok uzun sürmedi mi sence de. Tamam sen kazandın. Gel ve bitirelim bu oyunu.

şahitlik II

 "veren de Sensin alan da Sensin" bunu söylüyordu sadece zikir gibi. kalbini nasıl teskin edeceğini bilmiyordu. biraz sonra olabil...